Nereye uzuyor insan ömrü Allah aşkına ? Kandırılıyorsunuz efendim. Kan-dı-rı-lıyor- su-nuz!

İnsan Ömrünün Uzaması gibi bir saçmalık yok !

51 yıldır hekim, kalp ve iç hastalıkları profesörü olan Prof. Dr. Canan Karatay, insan ömrüne ilişkin dev iddiayı ortaya attı. Karatay insan ömrünün uzadığı iddiasına karşı çıktı.

İnsan ömrüne ilişkin bomba iddiayı ortaya atan 51 yıldır hekim, kalp ve iç hastalıkları profesörü olan Prof. Dr. Canan Karatay insan ömrünün uzadığı iddiasına karşı çıktı. Karatay, insanların kandırıldığını belirtti.

Amerika ve Fransa’nın çocukların ömrünün kendilerinden daha kısa olacağı endişesi içerisindeki olduklarını bütün gençlerin ve çocukların hasta ve sorunlu olduğunu ifade etti.

3 uluslararası kuruluştan ‘Türkiye’nin en güvenilir hekimi’ ödülünü alan Prof. Dr. Canan Karatay’ın kitapları Harvard Üniversitesi’ne kabul edildi. 70 yaşındaki bir insanın önündeki 40 yılını programlayabileceğini iddia edenlere sert tepki gösteren Karatay insanların kandırıldığını bildirdi.

Karatay, “Nereye uzuyor insan ömrü Allah aşkına ? Kandırılıyorsunuz efendim. Kan-dı-rı-lıyor- su-nuz! İnsan ömrünün uzadığı falan yok. İngiltere, Amerika, Fransa hepsi endişe içinde, “Çocuklarımız bizden daha kısa ömürlü olacak” diye. Neredeyse bütün çocuklar, gençler hasta. Gençlerin hepsi sorunlu.” açıklamasında bulundu.

Mustafa Koç’u örnek gösteren Karatay, 56 yaşında gencecik insanın rahmetli olduğunu, babası Rahmi Bey’in sağlıklı ve hayatta olduğunu, 30 yaşındaki kadınların menopoza girdiğini, gencecik insanların kronik hasta olduğunu, 20-30 yaşındaki delikanlıların kısırlık tedavisi görmeye başladığını kaydetti. Kanser, haşimoto, diyabet ve çoğu hastalığın halk arasında salgın hale geldiğini vurgulayan Karatay, “nerede uzayan insan ömrü?” tepkisinde bulundu.

Veganlara karşıyım, insan vücudunun yalnız bitkisel şeyleri öğütecek bir kursağı yok

Canan Karatay’dan vegan yorumu: Uçlarda yaşıyorlar

İç Hastalıkları ve Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Canan Karatay, veganlığa karşı olduğunu söyledi. Karatay, veganların insan vücudunu bilmediğini söylerken ” Veganlara karşıyım, insan vücudunun yalnız bitkisel şeyleri öğütecek bir kursağı yok” açıklamasında bulundu.

İç Hastalıkları ve kardiyoloji uzmanı Prof. Dr. Canan Karatay, Posta’dan Oya Çınar’a konuştu. Veganlar tarafından ‘hayvan sömürüsü‘ olarak nitelendirilen konular hakkında dikkat çekici açıklamalarda bulunan Karatay, veganlığa karşı olduğunu belirtti.

CANAN KARATAY’DAN VEGAN YORUMU

Canan Karatay, “Veganlara karşıyım. Vejetaryenler ayrı, o bir felsefedir. Vejetaryenler kendilerine iyi bakıyorlar. Ama veganlar, insan vücudunu bilmiyorlar. İnsan vücudunun yalnız bitkisel şeyleri öğütecek bir kursağı yok. “Hayvanlar böyle besleniyor” diyorlar. E, çünkü hayvanların kursağı, yani ikinci bir mideleri var. İnsanda bu olmadığı için bağışıklık sistemi çöküyor. Yumurta yemiyorlar mesela. Niye? Tavuk yumurtluyor, biz onu yiyoruz. Tavuğu öldürmüyoruz ki. Süt içmiyorlar. O hayvan o sütü zaten kendi bebeği için üretiyor. Hayvana zararımız var mı burada? Veganlar uçlarda yaşıyor. Ben uçlara karşıyım kardeşim” ifadelerini kullandı.

Hz. Muhammed zamanında olsaydı; şekerli, gazlı içeceklerin haram …

Canan Karatay: Hazreti Muhammed zamanında olsaydı şekerli, gazlı içeceklerin haram olduğunu söylerdi

Kocaeli’de konuşan İç Hastalıkları ve Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Canan Karatay, şekerli ve gazlı içeceklerin karaciğerde yağlanmaya neden olduğunu belirterek, “Artık 10 yaşındaki çocukların karaciğerinde yağlanma var. Hazreti Muhammed zamanında olsaydı şekerli, gazlı içeceklerin haram olduğunu söylerdi” dedi.

Canan Karatay: Hazreti Muhammed zamanında olsaydı şekerli, gazlı içeceklerin haram olduğunu söylerdi

İç Hastalıkları ve Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Canan Karatay, Gebze Belediyesi’nin kültür-sanat etkinlikleri kapsamında Gebze Kültür Merkezi’nde düzenlediği ‘Gerçek Tıbbın 10 Şifresi’ konulu konferansta sağlıklı beslenmenin sırlarını anlattı.

ÜNLÜ DOKTORU ELEŞTİRDİ

ABD’de yaşayan dünyaca ünlü doktor Mehmet Öz’ün ‘Japon patlıcanı mucizedir’ açıklamasını eleştiren Prof. Dr. Canan Karatay, “Sağlığımızı kendi elimizde tutacağız. Sebebine gelince; vücudumuzun nasıl işlediğini doğal olarak bilince, sorunları çözeriz. Yok o şunu ye dedi, yok bu onu ye dedi, şunu yerseniz mucizedir, ABD’de yaşayan meşhur kalp cerrahımız ‘Japon patlıcanı mucizedir’; bunların hiçbir gerçekliği yoktur. Mucize diye bir şey olmaz. Mucize diye bir gıda olmaz, bir ot olmaz. Hepsi kandırmacadır, aldatmacadır ve hepsi ticaridir, haberiniz olsun. İnsan vücudu sağlıklı olduğu sürece hücreler normal çalıştığı sürece, bir kalp doktoru olarak, iç hastalıkları profesörü olarak zaten mucizeye ihtiyacınız kalmıyor. Mucize diye bir şey yok” diye konuştu.

Alkole bağlı olmayan karaciğer yağlanmasını da anlatan Prof. Dr. Karatay, “Ben 51 yıllık hekimim. Zamanında bira göbeği, alkol göbeği denirdi. Hakikaten birayı çok içenler, alkolü çok kullananların karaciğeri yağlanırdı. Fakat şimdi artık 10 yaşındaki çocukların karaciğerinde yağlanma var. 10 yaşındaki çocuklar alkol almıyorlar. Şekerli, gazlı içecekler alıyorlar. 1-2 yaşından itibaren doğum günü partilerinde bunlara arz ediliyor, bunlar da bunun bağımlılığına başlıyorlar. Dolayısıyla hem çocuklarımızın hem halkımızın alkolüdür. Hazreti Muhammed zamanında olsaydı şekerli, gazlı içeceklerin haram olduğunu söylerdi. Bunu ben Diyanet İşleri Başkanı’na da söyledim. Çocuklarımıza C vitamini vermeyecek miyiz diye sorular geliyor. Meyve sularının C vitamini kaynağı olduğu halkımıza senelerce söylendi. Halkımız da yıllardır çocuklarına meyve sularını verip kendileri içiyor ve göbekler de yağlanıyor” dedi.

Prof. Dr. Canan Karatay, hastalıkları düzeltmenin kişinin elinde olduğunu ifade ederek, “Şekerler ve her türlü un, yağ olarak depo edilir. Bunu unutmayın. Her türlü ekmekler, yok kırmızı un, yok kepek unu, yok şu unu, bu unu yani un haline geldiği anda her türlü şekerli sıvı içecekler de hepsi trigliseritleri yükseltir. Bunlar vücudumuzda yağ olarak depo edilir, hastalıkların temeli atılmış olur. Gözde katarakt, felç, beyinde pıhtı atması, kalp hastalıkları, akciğer hastalıklarına neden olur. Bacaklarda diz ağrıları, ayaklarda damar bozuklukları, deri hastalıkları ve meme kanseri, rahim kanseri, prostat kanseri, mesane kanseri, yemek borusu kanseri ve karaciğer kanserine neden olur. Bunların tümü kendi elimizdedir ve önlemek kendi elimizdedir. Hastalanmışsak da düzelmek elimizdedir. Hiçbiri genetik değildir” ifadelerini kullandı.

Ana sütü ile aynı !

Canan Karatay Aydın’da su gibi zeytinyağı içti

Aydın Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen ‘Aydın Zeytinyağı Günleri’ programına davetli olarak katılan Prof. Dr. Canan Karatay, “Zeytinyağı her derde davadır, ana sütü ile aynıdır” dedi. Aydın’da Büyükşehir’in çalışmasıyla etin ucuza satıldığını duyan Karatay, “Tüm belediye başkanlarını kadın yapın ki, et ucuzlasın” diye konuştu.
Aydın Büyükşehir Belediyesi Zincirli Han’da ‘Zeytinyağı Günleri’ tanıtım etkinliği düzenledi. Prof. Dr. Canan Karatay, etkinliğe davetli olarak katıldı. Karatay’ı, Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı CHP’li Özlem Çerçioğlu ve ekibi, Kadın Mehteran Takımı ve Kadın Efeler’in oynadığı zeybek oyunuyla karşıladı.

‘DÜNYANIN EN İYİ ZEYTİNİ AYDIN’DA YETİŞİYOR’

Zeytinyağlı yemeklerinin tanıtımı için mutfağa Karatay ile birlikte giren Başkan Çerçioğlu, “Aydın zeytinyağı, dünyanın aroması en güzel ve en yüksek olan zeytinyağıdır. Eğer ülkemizde zeytinyağının tüketimini artırabilirsek, birçok hastalıkların önüne geçmiş olacağız. Aydın kestane, zeytin ve zeytinyağı üretiminde de Türkiye’de birinci sırada. Aydın’da 23 milyon ağaç zeytin var. Belediye Başkanı olarak herkese zeytin dikmelerini tavsiye ediyorum” dedi.

‘İSTİKBAL BAĞIRSAKLARIMIZDADIR’

Her derde deva olduğunu söylediği zeytinyağını Başkan Çerçioğlu ile birlikte fincanla içen Karatay, sonra çay bardağına doldurup bir kez daha tüketti. Karatay, “Zeytinyağı doğanın yetişkinlere bahşettiği bir ana sütüdür. Zeytinyağı her derde davadır. Bu nedenle Özlem Hanım da çok büyük bir başarı elde etmiştir. Çünkü, Nazım Hikmet diyor ki; ’70 yaşında olsanız dahi, zeytin ekeceksiniz.’ Zeytin her zaman ekilmesi lazım. Çok büyük bir yatırımdır. Çok önemli bir milli servettir. Özellikle zeytinyağını yaşlılarımıza içirmemiz lazım. Her yaşlının veya yoğun bakımlardaki hastaların bir kahve fincanı zeytinyağı içmesi gerekiyor. Zeytinyağı ana sütü ile aynıdır. Bebeklerin de içmesi gerekiyor. İstikbal bağırsaklarımızdadır. Zeytin meyvedir. Zeytinyağı da bu meyvenin suyudur, meyve suyudur. Zeytinyağı yağ değil, meyve suyudur. Hakiki bir meyve suyudur. Bunu çocuklara da büyüklere de alıştıracağız. Mide ülserini gideriyor, bağırsakları temizliyor, daha ne olsun” diye konuştu.

İLAÇSIZ ZEYTİNLER DAHA FAYDALI

Aydın bölgesindeki zeytin ağaçlarının havadan ilaçlanmadığı için çok daha kaliteli olduğuna değinen Karatay, “Zeytinleri ilaçlamayın. İlaç zararlıdır. Doğal olsun, 1000 tane zeytin toplayacağınıza 100 tane zeytin toplarsınız, ama sağlıklı toplarsınız” dedi.

‘BAŞKANLARI KADIN YAPIN Kİ; ET UCUZLASIN’

Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı CHP’li Özlem Çerçioğlu’nun Aydın’da etin, diğer ilerden ucuza satıldığını anlatması üzerine Karatay, “Etin ucuzlaması için et ithalatı falan filan yapmayın, ayıptır, günahtır. Hanımlar da beyler de bunu teşvik etmeleri gerekiyor. Her belediyenin imkanı var bu konuda. Onun için belediye başkanlarını kadın yapın ki; etler ucuzlasın. Hayvanın eti, hayvansal yağı ile birlikte vücuda gittiği zaman çok faydalıdır. İnsan vücudu proteini yağla birlikte aldığı zaman faydalı olur” diye konuştu.

Gerçek Tıbbın 10 Şifresi

Prof. Canan Karatay bu kez gerçek tıbbın yeni şifreleriyle karşınızda! Yine iddialı, yine kendinden emin. Köhnemiş yanlış bilgileri düzeltiyor, ufku genişletiyor, sağlığa getirdiği Karatay bakış açısını pekiştiriyor. Mutluluk ve şifa için en kestirme yolu gösteriyor. Hepimizi iyileştiriyor!

Karatay, 50 yıllık hekimlik tecrübesiyle gözlemledi, okudu, araştırdı, bilgi süzgecinden geçirdi. Şimdi Türk halkının sağlıklı yaşaması ve yaşlanması için, mutlu, enerjik ve verimli bir yaşam sürmesi için bir ezberi daha bozuyor! Prof. Canan Karatay’ın yeni kitabındaki iddiası çok net! Yüzlerce bilimsel referans ışığında ‘GENETİK’ ve ‘İYİLEŞMEZ’ denen hastalıklar İYİLEŞİR diyor.

Hangi hastalıklar iyileşir diyor:

Kronik İnflamasyon
İnsülin Direnci
Diyabet, Obezite
Hipertansiyon
Haşimato
Depresyon, Unutkanlık
Kronik Artrit, Eklem ve Kas Ağrıları
Polikistik Over
Fibrokistik Meme
Fibromiyalji
Kanser
Ve Tüm Kronik Dejeneratif Hastalıklar

Sipariş ver !

Fıstık yerseniz fıstık, turp yerseniz turp gibi olursunuz !

Karatay, genetik olmadığını ifade ettiği kanserin artma sebebini şöyle açıkladı:

“Bunlar o kadar çok arttı ki… Bugün üç yaşındaki çocuğa karaciğer nakli yapılıyor. Eskiden var mıydı böyle hastalık? Bunların altında havanın, suyun kirlenmesi, toprağın ve yiyeceklerin kirlenmesi yatıyor. Ve tabii yiyecekleriniz endüstriyel yiyecek olduğu sürece artacak. Temelinde ekmek ve şeker yatıyor. Çünkü ikisi de insan vücuduna girdiği zaman toksik ve bunlar bütün hücreleri bozuyor. Vücut dolaşımdan toksik olan şekeri uzaklaştırmak için, insülin hormonu salgılıyor. Bu hormon, kandaki şekeri trigliserit dediğimiz, en tehlikeli yağa dönüştürür ve depoya gönderir. Yani kan dolaşımından bir an önce uzaklaştırıyor.

İç hastalıkları ve kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Canan Karatay, kanserin genetik olmadığını söyledi ve ithal ürünlerin çoğunun GDO’lu olduğunu savundu. Karatay, “Fındık fıstık çıtır çıtır hem kan yapar hem ısıtır. Fıstık yerseniz fıstık gibi, turp yerseniz turp gibi olursunuz” dedi.

Vücudumuzda depo edilmiş her türlü yağ, bu tiroidde olabilir, karaciğerinizde olabilir, dilinizde, gırtlağınızda da olabilir, artık gösterildi ki bu depo yağlar bir endokrin organ! Yani hormon üretiyor! Türlü türlü hastalık yapan hormon üretiyor. Bunun sebebi de maalesef şekerli yiyecekler ve şekerli/gazlı içecekler. Şekersiz denilen yapay tatlandırıcılı içecekler. Mısır şurubu (früktoz şuburu) şekeri çok önemli. Her şeyin içinde var. Tuzluların içinde de var. Gıda endüstrisi bunu çok kullanıyor. Bunların artık vücut için 7 kat daha toksik olduğu gösterildi. Yani vücut için zehir kardeşim. Her zaman söylediğim gibi şeker de en tatlı zehirdir. Hastalıkların altında da bu yatıyor. Onun için genetik değil diyorum. Çünkü bunlardan uzak durunca hastalıklar geriliyor. Şeker hastaları ve obezlerin yüzde 80’inde kanser var.

Karatay, ithal ürünlerin asla yenmemesini de söylerken şu ifadeleri kullandı:

Çünkü dışarıdan gelen kuru baklagillerin büyük kısmı GDO’lu.Yurtdışından gelen cevizler de ilaçlı. Çünkü onlar taşınırken konteynırlarda ilaçlanıyor. Onun için kabuklu ceviz alınacak ve kendi ülkemizin ürünleri tüketilecek. Fındık fıstık çıtır çıtır hem kan yapar hem ısıtır. Fıstık yerseniz fıstık gibi, turp yerseniz turp gibi olursunuz.

Bol bol yiyin, botoksa ihtiyaç kalmaz…

Kelle Paça Çorbası İç Hastalıkları ve Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Canan Karatay, kollojen içeren kelle paça yiyen insanların botoksa ihtiyaç duymayacağını söyledi.

Adana’da düzenlenen 11’inci Çukurova Kitap Fuarı’na gelen Prof. Dr. Karatay, “Yaşam Boyu Sağlık” konulu söyleşide konuştu.

Sağlıklı beslenmenin ipuçlarını veren Karatay, yağlı kuzu etinin istenilen miktarda tüketilebileceğini anlattı.
Kelle paça yemeğinin de oldukça faydalı olduğunu kaydeden Prof. Dr. Karatay şöyle konuştu:

Kelle paçayı bol bol yiyeceğiz. En doğal, en dengeli besin. Senelerce ‘kolesterol yükseltiyor’ diye yasaklandı. Ondan sonra da hastalıklar arttı. Bunlar vücudun ihtiyacı olan doğal protein, en doğal. Kollojen. Gidiyorlar botoks yaptırıyorlar. Kelle paça ye ihtiyacın kalmaz.

Zeytinyağı anne sütüne eş !

Prof. Dr. Canan Karatay, zeytinyağı hakkında yaptığı açıklamalar esnasında zeytinyağının anne sütüne eş olduğu dile getirdi…

Karatay’dan çok konuşulacak zeytinyağı açıklaması

Her fırsatta zeytini ve zeytinyağını överek vücudumuz için çok faydalı olduğunu hatırlatan Canan Karatay, zeytinyağı hakkında bir gerçeği daha açıkladı…

Gurme İzmir Fuarı’nda düzenlenen “Zeytinli Sohbetler ” etkinliği kapsamında, “Zeytin, zeytinyağı ve sağlık” konulu toplantıda konuşan İç hastalıkları ve kardiyoloji uzmanı Prof. Dr. Canan Karatay, zeytinyağının, diğer tüm yağ türlerinden farklı olarak bir “meyve suyu” olduğuna dikkati çekerek, zeytin ve zeytinyağının faydalarını anlattı.

Karatay, zeytinyağının, içerdiği yağ asitleriyle anne sütüne eş değer olduğunu savunarak, bunun çocuklara endişe duymadan verilebileceğini, çocukların kemiklerini güçlendirdiğini ve sağlıklı büyümelerine yardımcı olduğunu söyledi.

Zeytinyağının, kolesterol düzenleyici etkisi ile kalp hastalıkları riskini azalttığını dile getiren Karatay, “Zeytinyağı, damar tıkanıklıklarını önlemede yardımcı olur, tansiyonun kontrol altında tutulmasında önemli rol üstlenir, ayrıca kanseri önleyici maddeler içerir. Trigliserid metabolizmasına olan tesiriyle deri, kalın bağırsak ve meme kanseri riskini azaltan zeytinyağı, sindirimi kolaylaştırır, kabızlığı önleyerek, bağırsakların daha düzgün çalışmasını sağlar.” dedi.

Karatay, zeytinyağının, içerdiği çok sayıdaki antioksidan maddeyle hücreleri yenilediğini, doku ve organların yaşlanmasını geciktirdiğini vurgulayarak, bu ürünün pek çok hastalığı önleyici ve tedavi edici özelliği olduğunu bildirdi.

Zeytinyağının ayrıca ağrı kesici özelliğinin de olduğunu anlatan Karatay, dinleyicilere günde en az 30 zeytin yemelerini, zeytin yaprağından çay demlemelerini ve en az bir fincan zeytinyağı içmelerini önerdi.

Hamilelikte Şeker Testi

Karatay’dan hamilelikte şeker testi açıklaması ;
Türkiye Endokrinoloji ve Metabolizma Derneği tarafından “gebelik şekeri testi” konusundaki açıklamaları nedeniyle hakkında İstanbul ve Ankara Cumhuriyet Başsavcılıklarına suç duyurusunda bulunulan Prof. Dr. Canan Karatay, konuyla ilgili açıklamalarda bulundu. Karatay, gebelik sürecinde yapılan şeker testinin ve şeker yüklemesinin anneye ve bebeğe ciddi zarar verdiği görüşünü tekrarladı. Yıllardır bu testin zararlarını görmüş gebelerle konuştuğunu aralarında bu testi yaptırdıktan hemen sonra düşük yapanların bulunduğunu belirten Karatay şunları söyledi:

Defalarca test yapılıyor

Yeni doğmuş bir bebeğe şeker verilmesinin zararlı olduğu biliniyor. Peki o zaman anne karnındaki bebeğe neden bir anda o kadar şeker veriliyor? Bir yetişkin insan bile 100 gram sıvı şekeri birden alamaz. Test gebelere defalarca yapılıyor. Bir kerede anneye yüklenen 100 gram şekerin plasentayı ve bebeği bozduğu biliniyor. Bizim ülkede bazı anne adaylarını 4 kere, 10 kere yapılıyor. Bir kişiye 9 kere yapıldığını biliyorum. Bu sağlıksız uygulama yerine gebelerin kan şekeri ve kan yağları ölçülüp ona göre beslenme programı hazırlanmalıdır. Şeker yüklemesi güvenilir bir test olmadığı için ilk uygulamada zararları ortaya çıkmayabiliyor. Ben kaç defa uygulandığına, ne kadar zarar verir bilemem. Ben kesinlikle yapılmasını istemiyorum. Doğal karbonhidratın kullanılmasını öneriyorum.

Prof. Dr. Karatay: Elbette bir gebenin karbonhidrata ihtiyacı var ama sizin yüklediğiniz şekere ihtiyacı yok. Bir kerede anneye yüklenen 100 gram şeker plasentayı bozuyor.

Bağışıklık sistemine etkisi

Prof. Dr. Canan Karatay, testin bebeğe olan etkisini ise şöyle anlattı: “Organları yeni gelişmekte olan bir bebekte serbest oksijen radikalleri yükselir. Annenin insülini plasentadan bebeğe geçmez. Bu nedenle anneden gelen yüksek kan şekerini düşürmek amacıyla bebeğin pankreasından yüksek insülin hormonu salgılanır. Bebeğin kanındaki yüksek insülin ise bebeğin akciğerlerinde solunumun sağlanması için gereken akışkan sıvının oluşmasını engeller. Şeker yüklemesi bebeğin bağışıklık sistemini çökertiyor. Bebeğin beynini duyu ve sinir sistemini, gözlerinin oluşmasını, pankreasının gelişmesini yavaşlatıyor. Kız bebeklerde prediyabet gelişmesine neden olur.

Baklava yesinler

Karatay: “3 dilim baklavayı yiyebilirler ben buna karşı değilim. Ben saf ve sıvı şekere karşıyım. Pekmez, bal, bunlar boş kaloridir, bebeğin gelişimini önlüyor. Yükledikleri şeker bildiğimiz beyaz çay şekeri. 100 gramı bir kerede içeriyorlar. Bazı devlet hastaneleri hazır Mısır şurubu şekeri şeklinde içeriyor. Üstelik mısır şurubu şekeri kanın şekerini yükseltmez. Mısır şekeri diğer şekerden, anne için de bebek için de plasenta için de tehlikelidir.

Meyve Suyunun Alkolden Bir Farkı Yok !

Prof. Dr. Canan Karatay, ekmeğin kanser yapması, meyve suyu tüketmi, YGS’ye girecek öğrencilerin yemesi gereken besinler gibi konulara da değindi.

Ekmek ve Şeker Zehirdir

Ekmek ve şekeri zehir olarak niteleyen Prof. Dr. Canan Karatay, “Unlarda yüzde 10 katkı maddesi var. Bunların içinde bromür var. Bromür ağır metaldir ve kanser yapar. Birçok hastalığa sebep olarak, özellikle hormonal sistemi alt üst eder. Ülkemizde ekmek geleneksel ekmek değildir. Son 50 yılda piyasaya sürülen ekmek kimyasal dolu. Tek başına buğday, o kadar çok glüten ihtiva ediyor ki şekeri yükselterek, insülin salgılanmasını artırır. İnsülin yüksekliği de kanser sebebidir” diye konuştu.

Margarinlerin İçine Omega 3 Kattık Diye Halkı Kandırmayın

Bal ile ilgili açıklamaları da tartışma konusu olan Prof. Dr. Karatay, “Balda fruktoz ve glukoz var. Fruktoz karaciğeri yağlandırır ve şeker hastalarının yememesi gerekir. Artık, eski ballar kalmadı. Çin’den bal aroması ithal ediliyor. Bir arı İstanbul’dan İzmit’e kadar uçabilir. Bütün GDO’lu besinleri toplayabilir. Şeker, kalp hastasıysanız, karaciğeriniz yağlıysa yemeyeceksiniz. Palmiye yağı işlem gördüğünde kanserojenleşir. Trans yağlar meydana gelir. Trans yağlar kanserojendir. İşlenmiş, fabrikadan çıkan her şeyin içinde var. Margarin haline gelen her sıvı yağ trans yağ haline dönüşmüştür. Kanserojendir” dedi.

“Buğday Ekmeği Şekerden Daha Tehlikeli”

Prof. Dr. Canan Karatay, iki dilim buğday ekmeğinin şekerden daha tehlikeli olduğuna dikkat çekerek, Tüm hastalıkların temelinde sağlıklı beslenme yatıyor. Kalbimizi artık ağzımıza koyacağız. Kişilik bozukluğu, felç, inme, parkinson, bütün beyin hastalıkları, depresyon, bütün kanserler, çocuklarda görülen otizm, kısırlık, hepsinin altında yanlış beslenme var. Bunların altında aşırısı çok tehlikeli olan insülin yatıyor. Bir kişinin bel çevresi genişliyorsa, göbekte yangın var demektir. Kilo alınmasının sebebi, trigliseridlerdir. Aşırı kan şekerinin depolanmasıdır. Ekmek yemiyorum, bir dilim tam buğday yiyorum diyenler büyük bir yanılgı içinde. Tam buğday insülini en fazla yükselten faktör. İki dilim buğday ekmeği şekerden daha tehlikelidir. Ekmek vücutta inflamasyon başlatır. Kanser yapar. Sağlıklı yağlar inflmasyonu önler. Doğal işlem görmemiş soğuk sıkım zeytinyağı ve tereyağı kullanın. Doğal yağ yediğimiz sürece inflamasyon düzelir diye konuştu.

“Meyve Suyunun alkolden Bir Farkı Yok”

Vatandaş aklını başını alsın, ekmek hakiki bir besin değil, doydum sanıyorsunuz’ sözleriyle dikkatleri çeken Prof. Dr. Karatay, sağlıklı beslenmenin püf noktalarını şöyle açıkladı: “Günde 6-8 öğün insülin direncini artırıyor. Sık sık yemeye programlı değil vücutlarımız. 2 öğün yiyin. Peygamberimiz Hz. Muhammed ve İbn-i Sina’da iki öğün yerdi. Sık sık yiyince hazım yapılamadığı için gaz şikayetleri ortaya çıkıyor. Hakiki tereyağı, zeytinyağı, hakiki köy yumurtası, yağlı kuzu ve dana eti, hakiki ev yoğurdu, hakiki peynir, fındık fıstık, hakiki bakliyatla beslenirseniz, zaten acıkmazsınız. Her gün 30-40 tane zeytin yiyin. Şekerli gazlı içecekleri çocuklara içirmeyin. Meyve suyu, alkol gibidir. Karaciğeri yağlandırır. C vitamini sadece meyve suyunda var diye halkın beyni yıkanmış. Ortamda şeker varken, C vitamini hücreye girmez. Şeker, C vitaminiyle yarışır. Meyve yiyorum faydalı diye kendinizi kandırmayın. Meyvenin fiyatı arttı diye de üzülmeyin. Çünkü meyve yetişirken kullanılan suni gübre, böcek ve tarım ilaçları, mantar ilaçları eklendiği zaman toprakta hiç mineral kalmıyor, zehir oluyor.

Sınava Hazırlanan Öğrenciler Nasıl Beslenmeli ?

Canan Karatay YGS’ye hazırlanan öğrencilere de şu tavsiyelerde bulundu: “Gençler, okuldan geliyor, akşam imtihana hazırlanıyor. Dirençli olmaları için beslenmelerine dikkat etmeleri gerekiyor. Bu durumda 4-5 yumurtayla anneler gençlere omlet yapsın. 2-3 saat uyuyup uyandıktan sonra kendilerini zinde hissedecekler. Şekersiz Türk kahvesi içsinler. Türk kahvesi en sağlıklı kahvedir ancak şekersiz olacak. Fındık, fıstık yiyebilirler.